Sırt Dönülen Sadece Çocuklar mı? 26 Nisan 2026, 16:02
Bu yılki 23 Nisan etkinliklerinde, küçük çocukların mehter takımıyla sahne aldığı bir program, ne yazık ki içeriğinden çok verilen tepkiyle gündeme gelmiştir. Bir kısım sözde siyasetçi ve yetişkinin sahnedeki çocuklara sırtını dönmesi, yalnızca bir protesto tavrı olarak değil; aynı zamanda daha derin bir zihniyetin yansıması olarak okunmuştur. Üstelik bu tavrın, çocukların psikolojik dünyasında oluşturabileceği etki neredeyse hiç hesaba katılmamıştır.
Oysa mesele yalnızca bir sahne gösterisi değildir. Bu toprakların tarihsel hafızasında karşılığı olan güçlü bir semboller dünyası vardır. Fetihten fethe yürüyen bir medeniyetin kültürel terennümleri, Anadolu’nun varoluş hafızası ve İslamiyet ile yoğrulmuş Türk geleneklerinin taşıdığı anlam; bu tür sahnelerde yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda kimliksel bir devamlılık meselesidir. Bu çerçevede gösterilen tepki, bir gösteriye değil; bir hafıza alanına yönelmiş bir mesafe olarak da değerlendirilebilir.
Dikkat çekici olan ise bu tavrın gizlenmeden, çekinilmeden ve kamusal alanda açık biçimde sergilenmiş olmasıdır. Bu yönüyle bakıldığında, “başkaları ne der” kaygısından bağımsız bir duruş ortaya konulduğu söylenebilir. Bu, kendi içinde bir tutarlılık ve kararlılık barındırmaktadır. Ancak bu tutarlılığın hangi değerler üzerinden kurulduğu ayrıca tartışmaya açıktır.
Tam da bu noktada, başta eğitim camiamız olmak üzere, toplumun kadim değerlerine medeniyet inşa etme davasını taşıyan dava ehlinin de bir muhasebe yapması gerekmektedir. Anadolu irfanı, tarihsel miras ve toplumsal hafıza gibi yüce kavramları sahiplenme iddiasında olmak; aynı açıklık ve kararlılıkla kendi duruşlarını ne ölçüde ortaya koyabildiği sorusunu da beraberinde getirmektedir. Zira mesele yalnızca fikir değil, o fikrin kamusal alandaki temsili ve sürekliliğidir.
Sonuç olarak bu olay, tekil bir tören tepkisinin ötesinde; değerler, kimlik ve hafıza arasındaki farklılığı görünür kılan bir örnek olarak okunmalıdır. Asıl belirleyici olan ise, kişinin doğru bildiğini zor şartlarda da ifade edebilmesi ve bunu tutarlı bir yaşam pratiğine dönüştürebilmesidir.
Özetle, yanlışın bu kadar organize ve gayretli olduğu bir ortamda, hak sahiplerinin gayreti, samimiyeti; yanlışa dur diyecek kadar kararlı, yoğun ve inançlı olmalıdır.
Vesselam…
FATİH İŞGÖREN - EĞİTİM YÖNETİCİSİ
DIĞER HABERLER
-
Eğitimde “Ekol” Sorunu: Sürekli Değişim Kıskacında Özümüzü Aramak
26 Nisan 2026, 16:41 -
Sırt Dönülen Sadece Çocuklar mı?
26 Nisan 2026, 16:02 -
ÖZEL OKULLARDA YAZ OKULU UYGULAMASI
26 Nisan 2026, 15:21 -
Mektep’in İhyası: Müfredattan Kalbe Giden Yolu Yeniden İnşa Etmek
26 Nisan 2026, 15:09 -
ÖZKURBİR Başkanı Enis Şener, Sosyal Bilimler Öğrenci Sempozyumu’na Katıldı
26 Nisan 2026, 11:33 -
ÖZKURBİR Başkan Yardımcısı Ali Dayıoğlu’nun Hollanda Temasları Sürüyor
26 Nisan 2026, 11:19 -
ÖZKURBİR Genel Sekreteri Erdem Kılıç, DAS Akademi Zirvesi’ne Katıldı
26 Nisan 2026, 10:53 -
Birlikte Kutlanan Bayram, Birlikte Kurulan Gelecek
24 Nisan 2026, 22:59 -
Eğitimde Ödül ve Ceza
24 Nisan 2026, 19:43 -
Acıbadem Okulları’ndan ÖZKURBİR’e Ziyaret
24 Nisan 2026, 19:08

