Otonom Çocuk 14 Temmuz 2025, 08:27
Batılı pedagoglar, terbiye açısından sağlıklı bir çocuğu: “Kendi ayakları üstünde durabilen ve hayatının geri kalan kısmını kimseye muhtaç olmadan yürütebilecek cesareti kendinde bulan çocuk, sağlıklı yetiştirilmiş çocuktur...” diye tarif etmektedir.
“Kimseye muhtaç olmadan...” sözü, bizim kültürümüzde, çok iddialı olmanın ötesinde haddi aşan bir ifade. Hadi bebeklik dönemindeki bir insanın bütün ihtiyaçlarının karşılandığını düşünüp iki ayağının üstünde durmaya başladığını farz edelim. Bu çocuk, acıktığı zaman yiyecek aramak için avlanmaya mı çıkacak? Hastalandığında arazide şifalı ot mu bulup yiyecek?
Şöyle bir örnekle konuyu biraz genişletelim: Salgın bir hastalık çıktı ve bir hafta içinde onun dışındaki bütün insanlar öldü. Fantezi bu ya, dünyadaki bütün her şeyin tek başına sahibi kaldı o filanca şahıs. Yatlar, katlar, son model lüks arabalar ve tüm bankalar eli altında.
Ne kadar sürer bu mutluluk?
Bir bayram sabahı duyduğu mutluluğu paylaşacağı kimse aramaz mı insan?
Başı ağrısa kime naz yapacak?
Ağlasa kim silecek gözyaşlarını?
Ne yazık ki günümüzdeki çocuk terbiyesinin hedefi de bu mantık üzerine şekillenmekte! İnsanımızın pek çoğu değişik kültürlerden gelen bünyeye uyup uymadığına bakmadan hemen her şeye balıklama atlamaya çok meraklı. Biz onların peşinden giderken onlar, yaptıkları yanlışın farkına vardığı için şöyle düşünüyorlar: “Çocuklarımıza kendi ayakları üstünde durmayı, kimseye muhtaç olmadan yaşaması gerektiğini öğretirken ne yazık ki büyük bir hata yaptık. Hastalıklı ruha sahip insanlar yetiştirdik. İnsanı diğer canlılardan ayıran duygulardan yoksun, hayatı hep bir savaş gibi algılayan bir toplum hâline geldik.” Bundan dolayı da pişmanlık duyuyor ve bunu itiraf ediyorlar. Hayat piramidinin en tepesinde olma uğruna her şeyi mübah gören insan suretinde bir varlığın çöküşünün itirafı bu.
Hayat yolculuğunda da, sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşacak birilerine ihtiyaç duymamak mümkün mü? Bu işin gerçek uzmanları, sağlıklı insanı “kendi ayakları üzerinde durabilen değil, başkaları ile yardımlaşarak ayakta durmaya çalışan” olarak tarif ediyor.
Anne babalar çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmeye çalışırken “çağdaş trend” gereği onları otonom (bağımsız) olmaya yönlendirmektedirler. Oysa “otonom çocuk” yetiştirmek, belâ yetiştirmektir.
Lügatinde asla "öteki" kavramı olmayan böylesi bir çocuk için hayatın anlamı; zevk ü sefa ve özgürlüktür. Ona göre, geri kalanlar sizin problemlerinizdir, problem çözmek ve başkalarının derdi ile dertlenmek ise ahmaklıktır.
Hayat engebeli ve zor... İnsan ise zayıf yaratılmış. Bu zayıf insanın ihtiyaçları ise sınırsız.
Kendi değerlerimizi bir kenara bırakırsak “Kuzu gibi büyüdük, koyun gibi güdülelim” anlayışının bizi götüreceği yer uçurumun kenarıdır. Bir adım ötesi ise...
AZMİ AKSOY - EĞİTİM YÖNETİCİSİ
DIĞER HABERLER
-
Sınırsız Paran Olsa, Sadece Bir Şey Alabilsen Ne Alırdın?
28 Nisan 2026, 00:38 -
Eğitimde “Ekol” Sorunu: Sürekli Değişim Kıskacında Özümüzü Aramak
26 Nisan 2026, 16:41 -
Sırt Dönülen Sadece Çocuklar mı?
26 Nisan 2026, 16:02 -
ÖZEL OKULLARDA YAZ OKULU UYGULAMASI
26 Nisan 2026, 15:21 -
Mektep’in İhyası: Müfredattan Kalbe Giden Yolu Yeniden İnşa Etmek
26 Nisan 2026, 15:09 -
AİLE - Sosyal Bilimler Öğrenci Sempozyumu İstanbul'da gerçekleşti.
26 Nisan 2026, 11:33 -
ÖZKURBİR Başkan Yardımcısı Ali Dayıoğlu’nun Hollanda Temasları Sürüyor
26 Nisan 2026, 11:19 -
ÖZKURBİR Genel Sekreteri Erdem Kılıç, DAS Akademi Zirvesi’ne Katıldı
26 Nisan 2026, 10:53 -
Birlikte Kutlanan Bayram, Birlikte Kurulan Gelecek
24 Nisan 2026, 22:59 -
Eğitimde Ödül ve Ceza
24 Nisan 2026, 19:43

