İslami Gençlik İçin Hedef, Motivasyon ve Kariyer… 20 Nisan 2026, 08:35
İnsan, bir amaçla dünyaya gelir ve bir gayeyle kemale erer. İslam tasavvufunda ve ahlak telakkisinde hedef belirlemek, sadece dünyevi bir kariyer planlaması değildir. Hedef belirlemek, Allah’ın insana lütfettiği ömür sermayesini rızasına uygun bir biçimde yönetme sanatı olan emaneti yerli yerinde kullanmaktır. Modern psikolojinin "kendini gerçekleştirme" dediği kavram, bizim irfan geleneğimizde, inkişaf, kendini tanıma ve bu marifet üzerinden Rabbini bilme yolculuğudur. Nitekim "Kişinin noksanını bilmesi gibi irfan olmaz" düsturu, her türlü gelişimin ve başarının merkezine öz farkındalığı koyar.
Mümin bir genç için hedef; kısa, orta ve uzun vadeli planların ötesinde, hayatın her anına yön veren bir pusuladır. Bu pusula, Peygamber Efendimiz ’in "Ameller niyetlere göredir" ikazıyla şekillenir. Niyetin olmadığı yerde istikamet olmaz. İstikametin olmadığı yerde ise sadece rüzgârın önünde savrulan bir yelkenli vardır. Zira niyet, hedefin ahlaki temelidir; kalpte fırtına koparmayan bir hayal, kâğıt üzerinde kurumaya mahkûm bir mürekkep lekesinden ibarettir. Niyeti kuvvetlendiren his ise İhlas’tır. İhlas, yapılan her işte Allahü Tealanın rızasını kazanma niyetidir.
Gerçek başarı, bir diplomanın sınırlarına veya bir makamın konforuna hapsedilemeyecek kadar derindir. Müslüman bir genç için asıl kariyer, Allahü Teâlâ’nın rızasını kazanmaktır. Bu vizyonla bakıldığında mühendislik sadece bir teknik beceri değil, bir "nizam" kurma ve "eşyanın hakikatine" vakıf olma çabasıdır. Mesela tıp ilmi, sadece bir meslek değil, "eşref-i mahlûkat" olan insana hizmet ederek Şafi isminin tecellisine vesile olabilmektir.
İslam’da başarı, kulun üzerine düşen gayreti "ihsan" derecesinde, yani işini en güzel şekilde yaparak yerine getirmesi, neticeyi ise tevekkülle Allah-ü Teala’ya bırakmasıdır. Ümitsizlik mümine yakışmaz. Zira o, sebeplere işe sarılmanın bir ibadet, sonucun ise bir nasip olduğunu bilir. Bu denge, genci hem başarının kibrinden hem de başarısızlığın yıkıcı hüznünden koruyan manevi bir kalkandır. Bu noktada Aziz Sancar’ın çalışmayı zekâdan üstün tutan azmi veya Fuat Sezgin’in ömrünü vakfettiği o muazzam çalışma disiplini, aslında "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır" ayetinin modern zamanlardaki tecellisidir.
Hedefe giden yol, ilim, sabır, disiplin ve ahlak taşlarıyla örülüdür. Hayal kurmak sadece bir arzu iken, hedef; akıl ve iradeyle harmanlanmış bir planın adıdır. İslam medeniyeti, rüyasında görmediği hedefe uyanıkken ulaşamayacağını bilen, hayallerini seccadesinde duaya dönüştüren "Alp Erenlerin" omuzlarında yükselmiştir. Hoca Ahmed Yesevî’nin işaret ettiği gibi, "Hizmet etmeyen kişi kemale eremez." Bu anlayışta topluma fayda sağlamak, bir yorgancı çırağının titizliğinden bir devlet adamının adaletine kadar her alanda "Halka hizmet, Hakk’a hizmettir" sırrını barındırır. Mümin, sadece kendi refahı için değil, "beldeleri imar, insanları refah" (ta’mîr-i bilâd ve terfîh-i ıbâd) idealiyle yani medeniyet kurma bilinciyle çalışır. Kökü güçlü tarihinde, dalları ise çağın teknolojisinde olan Müslüman bir genç, yönünü asla kaybetmez; çünkü o, gücü vicdanla, bilgiyi ise hikmetle birleştiren bir dikey derinliğin mirasçısıdır.
Günümüz dünyasının sunduğu konfor alanları, zayıf karakterler doğurma riski taşır. Oysa zorluklar, güçlü karakterlerin mayasıdır. "Zor zamanlar güçlü adamları, kolay zamanlar ise zayıf adamları doğurur". Müslüman genç zora talip olandır. Bir Müslüman gencin konforundan vazgeçip dert sahibi olmasının motivasyonu; Allahü tealanın rızasını kazanmak, her iki dünyada saadete erişme arzusu olmalıdır. Sabır ve sebat, bir şey yapmadan, gayret etmeden sadece beklemek değildir. Taif’te taşlanmasına rağmen davasından vazgeçmeyen Nebevi bir duruşla direnmektir.
Genç bir mümin, dijital bağımlılıklar, erteleme hastalığı ve kimlik bunalımı gibi modern zaman tuzaklarına karşı iradesini "az ama devamlı olan amel" ile tahkim etmelidir. Unutulmamalıdır ki, "İki günü eşit olan ziyandadır." Üretmek, faydalı olmak yeteneği Allah’ın verdiği bir emanettir. Bu emaneti "yarın yaparım" diyerek ertelemek, o emanete sadakatsizliktir. En büyük engel dış dünyadaki düşmanlar değil, iç dünyamızdaki dağınıklıktır. Yatağını düzeltmekle başlayan o küçük disiplin, yarın şehirleri imar edecek iradenin ilk tohumudur.
Nihayetinde, hedefimiz; ilmi ibadet, çalışmayı cihat, ahlakı ise varoluş gayesi bilerek, sadece dünyada değil, asıl yurt olan ahirette de mutlu olmaktır. İ‘lâ-yı Kelimetullah davası, bugün bir gencin masasında dirsek çürütmesinden, bir mühendisin en yerli ve milli projeyi üretmesinden, bir bilim adamının düşmanın silahından daha güçlüsünü yapma gayretinden geçer.
Eğer beş yıl sonra nerede olacağınızı bilmiyorsanız, dünyalık arzusu sizi kendi istediği yerlere savurur. Oysa biz taklit eden değil, inşa eden bir medeniyetin çocuklarıyız. Hedefiniz yıldızlar olsun ki, ulaşamasanız bile dağların zirvelerine çıkabilesiniz. Unutmayın ki hedefiniz duanızdır; ne için dertlenir ve ne için ter dökerseniz, aslında ona dua ediyorsunuz demektir. Zira hedefe giden yolda ilerlemek sebeplere sarılmak ile aşılabilir.
Nihai hedef ve esas kariyer; Allahü tealanın kullarına iyilik, onun emirlerini yerine getirmek ve onun rızasını kazanarak cenneti ve cemali ile müşerref olmaktır. Allah-ü Teala, niyetimizi halis, yolumuzu açık, gayretimizi ise, kariyerlerin zirvesi olan kendi rızasına vesile eylesin, âmin…
Sebahattin Kazaz
Eğitim Danışmanı
DIĞER HABERLER
-
BURSA'DA OKUL ZİYARETLERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ.
12 Mayıs 2026, 23:05 -
ÖZKURBİR Yönetimi Bursa’daki Eğitim Zirvesine Katıldı
12 Mayıs 2026, 22:39 -
Eğitim ve kendimiz olmak -4-
12 Mayıs 2026, 09:17 -
EKRANIN KARANLIK YÜZÜNE KARŞI AÇIK BİR ÇAĞRI!!!!
12 Mayıs 2026, 08:46 -
Tasavvufun eğitimdeki yeri
11 Mayıs 2026, 08:09 -
VEFATTAN ÖNCE “ VEFA”
10 Mayıs 2026, 14:16 -
ÖZKURBİR’DEN MEB BAKAN YARDIMCISI CİHAD DEMİRLİ’YE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ
09 Mayıs 2026, 22:33 -
ÖZKURBİR YÖNETİMİ EĞİTİM ZİRVESİNE KATILDI
09 Mayıs 2026, 14:44 -
DUYGUSAL BORÇ
09 Mayıs 2026, 09:59 -
Okullarda Verilmek İstenen Değerler Niçin Yeterince Özümsenmiyor?
09 Mayıs 2026, 09:56

