EKRANIN KARANLIK YÜZÜNE KARŞI AÇIK BİR ÇAĞRI!!!! 12 Mayıs 2026, 08:46
Çocuklarımızı sessizce kaybediyoruz. Artık meseleyi eğip bükmemizin yada yumuşatmamızın bir anlamı yok. Hem evde, hem sokakta, hem okulda. Üstelik gözümüzün önünde, dijital ekranların içinde.
Bir çocuk odasına çekildiğinde yalnız kalmıyor. Onu bizden daha iyi tanıyan karanlık algoritmalarla baş başa kalıyor.
Ve o algoritmaların tek bir amacı var;
Çocuğu daha fazla ekran başında tutmak, daha fazla içerik göstermek ve en nihayetinde daha fazla ekran bağımlısı yapmak.
Bu bir teknoloji meselesi değil.
Bu, doğrudan bir toplumsal alarm hem de en acısından. Eğer şimdi bu duruma dur demezsek; çocuklar daha fazla zorbalık görecek, daha fazla yalnız çocukla ve daha fazla kontrolsüz öfkeyle karşı karşıya kalacağız. Akabinde ise ne yazık ki daha fazla şiddet haberleri duymaya devam edeceğiz.
Bakınız, sorun aslında çok net; dijital dünya kesinlikle masum değil.
Bugün bir çocuk; bir videoyla başlıyor, saatler sonra bambaşka bir içerikte buluyor kendini. Bir oyun oynuyor, sonra o oyunun içinde kayboluyor. Bir yorum okuyor, sonra o yorumun ağırlığını günlerce içinde taşımak zorunda kalıyor.
Siber zorbalık artık okul kapısında yâda sokakta bitmiyor. Evimizin içine giriyor. Odaya giriyor ve hatta çocuğun yatağına kadar geliyor.
Ve biz toplum olarak hâlâ “ekran süresi kaç saat olmalı”yı tartışıyoruz.
Aslında yanlış soruyu soruyoruz.
Asıl soru şu;
Çocuğumuz o ekranda kime ve neye maruz kalıyor?
Anne babalar olarak en büyük hatamız çocuğumuzu ya tam serbest bırakıyoruz yada tam yasak koyuyoruz.
Oysa ki her iki uç da çok tehlikeli.
Eğer tam yasak koyarsak çocuk ekranı gizli gizli kullanır.
Eğer tam serbest bırakırsak bu defa da çocuk savunmasız kalır.
Kontrolsüz özgürlük, çocuk için özgürlük değildir.
Yasak ise çözüm değil, bir ertelemeden ibarettir.
Peki, ne yapmamız gerekiyor?
Artık net davranmak zorundayız. Yuvarlak cümleler değil, net adımlar atmamız lazım.
Öncelikle dijital okuryazarlık zorunlu hale gelmeli. Çocuklar teknoloji kullanmayı biliyor. Ama teknolojinin onları nasıl kullandığını maalesef bilmiyor, göremiyor. İşte bunu öğretmek zorundayız.
Anne ve babalar bir takipçiden ziyade rehber olmalılar. Çocuğun telefonunu gizlice kontrol etmek çözüm değil.
Onunla konuşmak çözümdür.
Konuşurken “Ne izledin?” değil,
“İzlediğin içerik sana ne hissettirdi, sana ne yaptı?” sorusunu sormalıyız.
Ekran süresi takıntısını bir kenara bırakalım. 4 saat mi 2 saat mi? Asıl meselemiz bu değil. Çünkü zararlı bir içerik çocuğa 10 dakikada da zarar verir.
Nitelikli içerik ise 2 saatte çocuğa değer katar. Burada süre önemli değil, içerik belirleyici olmalıdır.
Bakınız ekranı azaltmanın tek yolu “yasak” da değil, gerçek hayatı geri getirerek çocuğa alternatifler sunmamız gerekir. Eğer bir çocuk koşmuyorsa, üretmiyorsa, sosyalleşmiyorsa tabi ki vaktini ekran başında geçirecektir ki bu kaçınılmaz bir durum.
Dijital platformlar da sorumluluk almak zorundadır. Çocuklara uygun olmayan içerikler filtrelenmeli. Algoritmalar ise denetlenmeli ve yaş doğrulama gerçek olmalıdır. Aksi halde bu sistem, çocukları sömürmeye devam edecek.
Galiba en önemlisi de anne babalar örnek olmak zorundalar. Çünkü çocuk öncelikle ailesini izler. Anne babanın elinde sürekli telefon varken, saatlerini sosyal medyada harcarken, çocuğuna dönüp “bırak o telefonu yâda bilgisayarı” demesinin hiçbir karşılığı yoktur.
Ne yazık ki bugün bir çocuk; saatlerce denetimsiz içerik tüketiyorsa, şiddeti sıradanlaştıran videolar izliyorsa, artık hakareti “mizah” sanıyorsa, insanları aşağılamayı “güç” zannetmeye başlıyorsa bu konu sadece ekranla sınırlı kalmıyor. Okula taşınıyor. Sınıfa taşınıyor. Hayata taşınıyor.
Akran zorbalığı artık daha sert, daha acımasız. Çünkü çocuklar sadece birbirlerine değil, izledikleri içeriklere de benzemeye başlıyor. Bir zamanlar itme-kakma olan şey, bugün planlı dışlama, sistemli aşağılama ve açık şiddet haline geldi. Daha da kötüsü yakın zamanda yaşadığımız okul saldırıları gibi vahşet haberleri artık “uzak bir haber” olmaktan çıkmış vaziyette.
Bir öğretmen olarak buradan sizlere uyarıda bulunmuyorum. Geldiğimiz bu noktanın artık bir son çıkış olduğunu söylemek istiyorum. Eğer bu hızla devam edersek ne yazık ki; dikkat süresi düşmüş, gerçek ilişkiler kuramayan, onay ve şiddet bağımlısı bir nesil ile baş başa kalacağız.
Bugün anne, babalar için şunu söylemek çok kolay; “Bizim zamanımızda böyle değildi.” Ama gerçek şu ki; bunun olmasına biz izin verdik.
Şimdi hâlâ zamanımız var diye düşünüyorum.
Lütfen çocuğunuza karşı net olun, kararlı olun ve en önemlisi de ilgili olun.
Çünkü çocukluk bir daha geri gelmez.
Ve şu anda tüm o karanlık içerikler ve algoritmalar, sizin yerinize ebeveynlik yapmaya çokça hazırlar.
Bugün küçümsediğimiz, görmezden geldiğimiz ekran bağımlılığı, akran zorbalığı ve çocuklar arası şiddet, yarının okul saldırılarına yada içimizi sızlatacak başka başka acılara dönüşecektir.
Asuman Sarıtaç - Eğitimci & Yazar
#malatya
DIĞER HABERLER
-
Eğitim ve kendimiz olmak -4-
12 Mayıs 2026, 09:17 -
EKRANIN KARANLIK YÜZÜNE KARŞI AÇIK BİR ÇAĞRI!!!!
12 Mayıs 2026, 08:46 -
Tasavvufun eğitimdeki yeri
11 Mayıs 2026, 08:09 -
VEFATTAN ÖNCE “ VEFA”
10 Mayıs 2026, 14:16 -
ÖZKURBİR’DEN MEB BAKAN YARDIMCISI CİHAD DEMİRLİ’YE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ
09 Mayıs 2026, 22:33 -
ÖZKURBİR YÖNETİMİ EĞİTİM ZİRVESİNE KATILDI
09 Mayıs 2026, 14:44 -
DUYGUSAL BORÇ
09 Mayıs 2026, 09:59 -
Okullarda Verilmek İstenen Değerler Niçin Yeterince Özümsenmiyor?
09 Mayıs 2026, 09:56 -
ÖZKURBİR Yönetiminden Kariyer Koleji’ne Ziyaret
08 Mayıs 2026, 22:36 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu’ndan Ankara ABC Okulları’na Ziyaret
08 Mayıs 2026, 20:30

