Doğu ve Batı Arasında Bir Nefes: Neyzen Onnik Artinoğlu ve Osmanlı-Ermeni Musiki Sentezi 21 Şubat 2026, 08:49
Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde İstanbul multikültürel müzik ortamında, farklı dini ve etnik grupların müzikal geleneklerinin iç içe geçtiği bir laboratuvar niteliğindeydi.
- Kimdir bu Neyzen Onnik Artinoğlu
Bu dönemde Ermeni müzisyenler, hem kilise müziğinin muhafazasında hem de klasik Osmanlı musikisinin gelişiminde kilit rol oynamışlardır. Bu figürlerin en dikkat çekicilerinden biri, geleneksel sınırları zorlayan "Neyzen" Onnik Artinoğlu’dur. 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında yaşamış olan Onnik Artinoğlu, aslen bir Dıbir’dir (Ermeni kilisesinde ilahi okuyan, kıdemli koro üyesi). Ancak onu özel kılan, Ermeni kilise müziği ile Mevlevi geleneğini ruhunda birleştirmiş olmasıdır. 19. yüzyıl İstanbul’u, dinî ve etnik sınırların müzikal anlamda en geçirgen olduğu dönemdir. Bu ekosistemin en nev-i şahsına münhasır figürlerinden biri olan Neyzen Onnik Artinoğlu (1850-1915 civarı), sadece bir kilise görevlisi (Dıbir) değil, aynı zamanda Osmanlı klasik müziğinin en zarif enstrümanı olan ney ile Ermeni litürjisini birleştirmeye çalışan bir öncüdür. Bu dönem "kimliklerin müzik aracılığıyla hem inşa edildiği hem de müzakere edildiği bir süreç" olarak da tanımlanmaktadır
- Tekke ile Kilisenin Kesişimi
Onnik’in müzikal kökenleri, Kumkapı ve Samatya’daki Ermeni kilise korolarına dayanmaktadır. Ancak onun asıl derinleşmesi, Galata ve Yenikapı Mevlevihaneleri ile kurduğu organik bağ sayesinde gerçekleşmiştir. Zamanın meşk sisteminde Onnik, dönemin ney tavrını belirleyen Neyzen Aziz Dede’den (1842-1905) feyz almış, Kemani Tatyos Efendi gibi Ermeni asıllı Osmanlı bestekârlarıyla yakın mesai harcamıştır. Onnik’in icra tavrı, "İstanbul Üslubu" olarak adlandırılan ve teknik beceriyi ruhanilikle birleştiren ekolün bir parçasıdır. Bu bağlamda Onnik, Mevlevi ney tavrını Ermeni Şaragan (ilahi) geleneğine eklemleyen ilk figürlerden biri olmuştur.
- Geleneksel Otorite İle Çatışma: Patrik ve Ney
Onnik’in kariyerindeki en belirgin kırılma noktası, kilise ayini sırasında ney üflemeye başlamasıdır. Ermeni kilise geleneği, kural olarak insan sesine odaklanır ve enstrüman kullanımına (özellikle üflemeli çalgılara) karşı mesafelidir. Dönemin Ermeni Patriği (muhtemelen Patrik Mağakya Ormanyan), Onnik’in ney icrasını "İslami bir sembolün kiliseye sızması" olarak yorumlamıştır. Onnik Artinoğlu’nun kariyerindeki en radikal bi eylem olan, kilise ayini (Surp Badarak) sırasında ney üflemesi karşısında Ermeni Apostolik Kilisesi’nin teolojik ve estetik sınırları tabiatıyla zorlanmıştır. Ancak Onnik, ney enstrümanına o kadar tutkundur ki, sadece tekkelerde veya sivil mekânlarda değil, ayin sırasında kilisede de ney üflemeyi sürdürmüştür. Pidedjian’ın aktardığına göre, Patrik Mağakya Ormanyan, neyin İslam tasavvufuyla olan güçlü sembolik bağının kilisenin özgün ses dünyasını zedeleyeceğini savunarak Onnik’i sert bir dille uyarmıştır. Çünkü patrik neyin İslam tasavvufuyla, özellikle Mevlevilikle çok özdeşleşmiş bir "tekke enstrümanı" olduğunu bilmektedir. Kilisenin katı liturgik yapısında ise neyin yeri yoktur. Bu olay, müziğin evrenselliği ile dinî kurumların "safiyet" arayışı arasındaki gerilimin tarihsel bir vesikasıdır. Kerovpyan bu tepkiyi "kilisenin modernleşme sürecinde kendi kimliğini netleştirme çabası" olarak yorumlar. Patrik’in, Onnik'i huzuruna çağırarak kilisede ney çalmasını yasaklaması. Onnik'in bu duruma oldukça üzülmesine sebep olur, ancak neyinden vazgeçmemiş, hatta bir rivayete göre, neyini cübbesinin altına saklayıp gizli gizli üflemeye devam etmiştir.
- Teknik Miras: Hamparsum Notasyonu ve Teorik Katkılar
Neyzen Onnik, sadece bir icracı olmamış, aynı zamanda dönemin en güçlü notacılarından birisi de olmuştur. Onun müzik tarihindeki asıl kalıcı yeri, sözlü geleneği kayıt altına alma yeteneğidir. Onnik, Hamparsum notasının son büyük ustalarından biri olarak birçok sözlü eserin notaya alınarak günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Onun tavrı, "İstanbul üslubu" olarak bilinen ve teknik beceriyi zarafetle birleştiren ekolün bir parçasıdır.
- Mikrotonal Aktarım: Onnik, Ermeni kilise müziğinde ve Osmanlı musikisinde kullanılan Hamparsum notasını da ustalıkla kullanmıştır. Hamparsum notasyonunun 53 sesli Türk müziği sistemine adaptasyonunda kritik bir rol oynamıştır. Neydeki perde baskılarını ve koma değerlerini Hamparsum sembolleriyle eşleştirerek, bugün TRT arşivlerinde ve özel koleksiyonlarda bulunan birçok eserin hatasız korunmasını sağlamıştır. Dolayısıyla birçok eski eserin unutulmasını engelleyerek kâğıda dökmüştür. Özellikle dinsel olmayan, dindışı (ladini) eserlerin derlenmesinde emeği büyüktür.
- Makam Analizi: Şaraganlardaki makamsal yapıyı, Osmanlı müziğindeki makamlar ile (örneğin; Rast, Segâh, Hüzzam) senkronize ederek ortak bir müzik teorisinin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Zira Onnik'in ney tavrı, İstanbul ekolünün en zarif örneklerinden biri kabul edilir.
- Sonuç: Ortak Coğrafyanın Müzikal Hafızası
Neyzen Onnik Artinoğlu, iki farklı dünyanın —kilise ve tekke— müziğini tek bir nefeste birleştirmiştir. Onun kilisede ney çalma ısrarı, sadece kişisel bir hobi değil, Osmanlı İstanbul’unun organik kozmopolitizminin bir sonucudur. Patriğin azarı, Onnik’in sanatını durduramamış; aksine onu müzik tarihinin "sınırları ihlal eden" özgün bir figürü haline getirmiştir. O bu coğrafyada müziğin dinler ve milliyetler üstü olduğunun en somut kanıtıdır. Bir yanında kilise ilahileri, diğer yanında neyin nefesi... Patrik tarafından azarlanmış olsa da, neyinin sesiyle kilisenin buhurunu birbirine karıştırmayı başarmış; Ermeni ilahilerini bir dervişin nefesiyle üfleyerek İstanbul’un ortak ruhuna nakşetmiştir. Onun hikâyesi, çatışmanın değil, "ses"in birleştirici gücünün bir manifestosu gibidir.
Doç. Dr. Erdal KILIÇ
İMÜ STMF Türk Musikisi Öğretim Üyesi
DIĞER HABERLER
-
ÖZKURBİR 25. Geleneksel İftar Programı, İstanbul’da Gönülleri Buluşturdu
25 Şubat 2026, 14:23 -
Doğu ve Batı Arasında Bir Nefes: Neyzen Onnik Artinoğlu ve Osmanlı-Ermeni Musiki Sentezi
21 Şubat 2026, 08:49 -
MEN DAKKA DUKKA…
21 Şubat 2026, 08:27 -
Fıtrattan vicdana: Çocuklarda sağlıklı ahlak inşası
21 Şubat 2026, 08:25 -
ORUÇ VE HALDEN ANLAMAK
18 Şubat 2026, 09:28 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Üyesi Muttalip Hasdemir’den Veysel Kafalı’ya Ziyaret
18 Şubat 2026, 09:00 -
Özel Öğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Baran’dan ÖZKURBİR’e Ziyaret
17 Şubat 2026, 23:46 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Üyesi Adem Doğan’ın Gaziantep Temasları Devam Ediyor.
17 Şubat 2026, 20:22 -
ÖZKURBİR Yönetim Kurulu Üyesi Adem Doğan’dan Gaziantep’te İl Müftülüğü Ziyareti
17 Şubat 2026, 20:03 -
Okuyan Muallimler Etkinliği’ne ÖZKURBİR’den Katılım
17 Şubat 2026, 19:50

