Bir Şahsiyet İnşası, “Kitap Harçlığı ve Kitap Kaşesi!” 16 Mayıs 2026, 00:23
Kıymetli kitapsever velilerim, eğitimci dostlarım veee hep okuyan bu yolda olan minik kitap kurtlarım! Biz okulda sizler evde evlatlarımızın dimağlarını birer cevher gibi işlediğimiz veya işlemeye çalıştığımız mukaddes bir yolculuktayız. Yani bir eğitim yolculuğundayız. Bugün sizlere bir eğitimciden ziyade bir dert ortağınız olarak hitap ediyorum. Kökü mazide olan bir irfanın sancısını taşımak önemli! Yeni dünyanın acımasız ekranlarından uzaklaşıp sükûnet arıyoruz.
Bize emanet edilen o masum yürekleri, hayatın sanal fırtınalarına karşı koruyacak en sağlam sığınak, hiç şüphesiz onlara kazandıracağımız okuma kültürü ve bu kültürün içine yerleştireceğimiz ahlaki derinliktir.
Modern zamanın hızı ve dijital ekranların sahteliği arasında, çocuklarımızın ruhunu kelimelerin hikmetiyle doyurmak, aslında onlara bir şahsiyet elbisesi biçmektir.
Şahsiyet elbisesini, ahlak boyasıyla boyamak ve giydirebilmek sadece vücudu kaplayan değil gönülleri fetheden bir elbise olacaktır.
Bu noktada unutmamalıyız ki ahlak, sadece üzerine nutuk atılan kavram değildir. İnsanın kendisiyle baş başa kaldığında takındığı o samimi tavırdır.
Kadim kökeninde bir sığınak ve barınak anlamına gelen ahlak, aslında çocuğun kendi içinde kurduğu o muazzam evdir.
Eğer evladımızın içindeki o manevi yuva sağlam inşa edilmemişse, dışarıya açılan pencereleri ne kadar süslü olursa olsun, içerideki boşluğu gizlemeye yetmeyecektir. Bu süreçte modern zamanın hızı, okuma kültürü, ahlaki derinlik, şahsiyet elbisesi, gelenekleri benimseyen nesiller, içsel sığınak ve ahlakî değerler bizim temel rehberimiz olmalıdır.
Bir çocuk için kitapla kurulan bağ, aslında hayatla ve yaratıcıyla kurulan bağın bir provasıdır. Bu bağı kurarken ilk adımımız, onlara "aidiyet" duygusunu aşılamak olmalıdır.
Geleneksel dünyamızda her şeyin bir edebi ve bir usulü vardır. Bir çocuğun kendi kütüphanesinin olması, evin bir köşesinde ona ait bir rafın bulunması, o çocuğa "senin dünyan bizim için kıymetlidir" demenin en zarif yoludur.
Bu aidiyeti daha da derinleştirmek adına, evladımıza üzerinde ismi yazılı özel bir kitap kaşesi yaptıralım. O mühürün mürekkebi kağıtla buluştuğunda, çocuk sadece bir eşyaya sahip olmaz. Bir hazineyi mülkiyetine alır ve o kitaba karşı bir mesuliyet hisseder. Kendi isminin yazdığı o mühür, çocuğun aidiyet duygusu, özel kitap kaşesi, kendi kütüphanesi, emanet bilinci, kişisel mühür ve hazine mülkiyeti kazanmasını sağlayarak kitabı benimsemesine vesile olacaktır.
Gerçek ahlak, insanın kendisini en çok konuşurken değil; zorlandığında, çıkarı ile ilkesi arasında bir tercih yapmak zorunda kaldığında belli ettiği o asil duruştur.
Güzel cümleler, o imtihan anında ya bir ağırlık kazanır ya da sessizce dağılıp gider. Önemli olan söz ile eylem arasındaki mesafeyi sıfıra indirmektir.
Okuma alışkanlığını kazandırmak da sadece teknik bir mesele değil, bir vefa borcu ve gelecek tasarımıdır. Eski İstanbul hanımefendileri ve beyefendileri, ilme ve kaleme verilen kıymeti her daim diri tutarlardı.
Bizler de bugün evlatlarımıza her ay düzenli bir "kitap harçlığı" belirleyerek bu geleneği yaşatabiliriz. Bu para, diğer harçlıklardan ayrı tutulmalıdır. Sadece ve sadece kitap dünyasına ait olduğu, helal ve bereketli bir ilim yolculuğunun sermayesi olduğu vurgulanmalıdır. Çocuğumuz o harçlıkla kitapçıya girmeli, kitap kokusunu içine çekmeli, kütüphanelerin o vakur havasını solumalıdır. Bu tatlı heyecan sayesinde evladımız; kitap harçlığı geleneği, ilim yolculuğu sermayesi, kütüphane havası, bilinçli ebeveynlik, kitap kokusu, söz ve eylem bütünlüğü ve vefa borcu kavramlarını bizzat yaşayarak öğrenecektir.
Bu yolculukta çevre ve arkadaşlık meselesi de hayati bir önem taşır. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında yaşanmış bir hadiseyi hatırlamak, bize bugün içinde bulunduğumuz durum hakkında çok şey söyler.
Bir sohbete, Allah'ın hatırlandığı, anıldığı, manevi değerlerin yaşandığı, Kur'an ve temel dini bilgilerin okunduğu ve uygulanmaya çalışıldığı bir ortama üç kişi gelmiş. Bir tanesi o ortamda durmamış, oradakilere ve okunan ilme değer vermemiş, önemsememiş ve hemen ayrılmış. İtiraz etmiş ve ne yazık ki rahmetten mahrum kalmış. İkincisi, samimiyetle ön taraflara geçmiş, katılmış, ilim meclisinin gereklerini yapmış ve Allah'ın rahmetinden istifade etmiş. Üçüncüsü ise tevazu göstererek, kimseyi rahatsız etmeden bir kenara oturmuş. O da alması gereken güzellikleri almış.
İşte aynı durum günümüzde de farklı şekillerle karşımıza çıkıyor. Kur'an’ın okunduğu, doğruluğun olduğu, dürüstlüğün olduğu, hayrın tavsiye edildiği, şahsiyetin ete kemiğe büründüğü ortamları bilmek, oluşturmak ve bu samimiyete destek vermek zorundayız. Sınıflar, okul ortamları, sokaklar, ev muhabbetleri, kısacası insanı olduğu her nokta emir ve nehiy çizgisinde olmalı.
Kaos, kötülük, ahlaksızlık, çıkar, menfaat, ego ve kibir ortamlarını da azaltmak zorundayız.
Çünkü bu değerler sadece tekrar edilmek için değil, bizzat yaşanmak içindir. Çocuğumuzun kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etmemiz gerekir. Çünkü iyilik, güzellik, doğruluk, rahmetten istifade, arkadaşlık seçimi, manevi değerler, şahsiyet inşası, yaşanan değerler ve hayır ortamları bu samimiyetle çoğalır, çoğalmalı.
Okuma süreci sadece zihni bir faaliyet değil, aynı zamanda manevi bir eğitimdir.
Her gün uygulayacağımız o "altın kural", yani 20 dakika veya 20 sayfa okuma prensibi, çocuğun nefsini terbiye etme ve istikrar kazanma yolculuğudur.
Ancak burada velilerimize büyük bir sorumluluk düşmektedir.
Piyasada maalesef çocuklarımızın tertemiz dimağlarını ve manevi değerlerimizi olumsuz etkileyebilecek pek çok zehirli içerik mevcut.
Eğer bir insan; küçük bir güç alanı veya aidiyet uğruna dürüstlük ve adalet gibi kavramları esnetebiliyorsa, o iç evdeki boşluk henüz dolmamış demektir.
Bu yüzden, güvenilir kişilerin paylaştığı tavsiye kitap listelerini takip etmek, evladınızı sadece popüler olandan değil, aynı zamanda zararlı olandan da korumaktır.
Okul kitaplarının sınırlarını aşmak için çocuğun ufkunu genişletecek eserleri teşvik etmeli, bu süreci evde bir "günlük tutma" alışkanlığıyla taçlandırmalısınız. Bu noktada günlük 20 dakika okumak, nitelikli tavsiye listelerini takip etmek, günlük tutma alışkanlığı kazanmak, nefs terbiyesi yapmak, psikolojik farkındalık, karakter sağlamlığı ve ufuk genişletmek gelişimin temel taşlarıdır.
Okunan kitapların hayata dokunması ve kalıcı olması için sesin gücünden de istifade etmeliyiz.
Haftada birkaç gün çocuğunuza sesli okuma yaptırmak, sadece bir dil alıştırması değildir. O ses, evin huzuruna karışır. Kelimelerin doğru telaffuzu ve tonlama becerisi geliştikçe, çocuğun özgüveni de artar.
Okuduğu her kitabın kaydedildiği bir "okuma ajandası" ise onun geleceğine bırakacağı en kıymetli mirastır.
Ayrıca, anlama kabiliyetini zirveye taşımak için her gün çözülecek 5 nitelikli paragraf sorusu, hayata karşı analitik bir bakış açısı geliştirmesini sağlar. Soruları iyi okumalı, her kelimeyi ve deyimi irdelemeli.
Veliler olarak siz de sesli okuma çalışması, okuma ajandası, nitelikli paragraf soruları, kelime ve deyim irdelemesi, vurgu ve tonlama ile geleceğe miras bırakma sürecine eşlik etmelisiniz.
Son olarak, bu okuma kültürünü şehir kültürüyle birleştirmek elzemdir.
İstanbul gibi her köşesinden tarih ve maneviyat fışkıran bir şehirde yaşamanın hakkını vermeliyiz. Öğrencilerimizin vaktini sadece AVM’lerin yapay ortamlarında geçirmesi, onların ruhunu çoraklaştırır.
Bir kütüphaneye üye olmak, kitap fuarlarının o coşkulu atmosferini solumak, tarihi bir mekânın gölgesinde kitap okumak; çocuğu köklerine bağlar.
Evladınızdan her hafta okuduğu veya dinlediği bir hikâyeyi size anlatmasını isteyerek aile bağlarınızı güçlendirin. Bu süreçte şehir kültürü, AVM'den tarihe yolculuk, kütüphane üyeliği, hikâye paylaşımları, aile bağlarının pekişmesi ve tarihi dokuyu tanımak bir öğrencinin şahsiyetini tamamlayan en önemli unsurlardır.
Unutmayın ki, bizler sadece bugünü değil, geleceğin dürüst ve erdemli bireylerini inşa ediyoruz.
EMİN KEVEN - EĞİTİMCİ & YAZAR
DIĞER HABERLER
-
EĞER DÜŞÜNÜRSEK MATEMATİK HERKESE LAZIM
17 Mayıs 2026, 23:52 -
Yükseltilmiş bedenler, unutulmuş ruhlar: Transhümanizm kıskacında insan kalma sanatı
17 Mayıs 2026, 23:39 -
RAMİ KÜTÜPHANESİ - ÇOCUK VE SANAT BİENALİ ZİYARETİ
17 Mayıs 2026, 23:26 -
Beşikten Mektebe, Mektepten Geleceğe: Bir Medeniyet Tasavvuru Olarak Osmanlı Çocuk Şarkıları
16 Mayıs 2026, 00:36 -
Eğitimde Başarının Mihenk Taşı: Yeni Bir Disiplin ve İş Birliği Vizyonu
16 Mayıs 2026, 00:32 -
Bir Şahsiyet İnşası, “Kitap Harçlığı ve Kitap Kaşesi!”
16 Mayıs 2026, 00:23 -
İstanbul Ticaret Odası Meclis Toplantısı’na katılım
14 Mayıs 2026, 17:31 -
5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu Kapsamındaki İdari Para Cezalarında "Tekerrür" Hükmünün Anayasa Mahkemesi Tarafından İptali
14 Mayıs 2026, 12:43 -
Ailede Sosyalleşmeye Pratik Bir Çözüm ve Bu Süreçte Okulun Rolü
14 Mayıs 2026, 09:56 -
FİNAL PRESTİJ KURS AÇILIŞ TÖRENİNE KATILIM.
14 Mayıs 2026, 09:53

