KÖŞE YAZILARI
Müdür ve Yönetici Olmak İsteyenlere Tavsiyeler
09 Eylül 2025, 07:01
Bugünkü yazımda yönetici olmak isteyen müdür veya herhangi bir görevde yükselmek isteyenlere görev hayatım boyunca edindiğim tecrübelerimden bazılarını aktarmak istiyorum. Yıllarca özel sektörde çalıştım. Kendi adıma işyeri çalıştırdım. Ticaretle uğraştım. Özel okul, özel yurt açtım. Millî Eğitim Bakanlığının değişik kademelerinde görev yaptım. Tüm bu tecrübelerimin başka arkadaşlara da faydası olabilir diye bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.
Tutunamayanlar
08 Eylül 2025, 07:16
Oğuz Atay, edebiyat eleştirmeni Berna Moran’ın ifadesiyle modern Türk edebiyatının en önemli kilometre taşlarından biri sayılan Tutunamayanlar adlı romanında, roman kahramanı Turgut Özben’in, arkadaşı Selim Işık’ın intiharının nedenlerinin izini sürdüğü süreçte okuyucuyu tutunamayanların gözüyle tutunanların dünyasında bir gezintiye çıkarır.
Hacer’in Silueti
07 Eylül 2025, 08:18
Bazı kadınlar vardır, adlarını duymadan önce gölgelerini hissedersin.Onlar geçmişle gelecek arasında bir köprü gibi durur; ne tamamen dün, ne bütünüyle yarındır. Hacer…
Başlangıç: Bir Adımın Hikmeti
06 Eylül 2025, 08:54
Madem okulların açılışının yani yeni bir eğitim yolculuğunun arifesindeyiz o vakit başlayalım, başlangıç denen hikmetin hayatlardaki hayatiliğine dair yazmaya! “Yolun en uzun kısmı olan ilk adımı atabilen, bin yol yürüyebilir.”
İnsan Ne Kadar Farklı Bir Varlık?
05 Eylül 2025, 09:16
Her coğrafyanın ve her iklimin yapısına ve çeşitliliğine göre canlılar farklılık gösterir. Örneğin Kutuplarda yaşayan kutup ayısını Büyük Sahra Çölünde yaşatamazsınız. Arabistan çöllerinin sıcak ve kurak ikliminde yaşamaya alışmış çöl devesini buz gibi soğuk bir havası olan Sibirya da yaşatamazsınız. Ha keza tropikal bölgelerde yetişen muz ağacını çok kurak bölgelerde yetiştiremezsiniz. Aynı şekilde sıcak ve nemli iklimlerde yetişebilen pirinci de nemli olmayan bir bölgede yetiştiremezsiniz. Demek oluyor ki, her farklı iklim ve toprak, doğası gereği sinesinde ancak kendi yapısına uygun canlıların yaşamasına izin veriyor.
Mübarek Mevlid Kandili
03 Eylül 2025, 13:23
Resûlullah Efendimiz, Mevlid gecelerinde, Eshâb-ı kirâmına ziyâfet verir, dünyâyı teşrîfi sırasındaki ve çocukluk zamanındaki şeyleri onlara anlatırdı. Peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü olan Sevgili Peygamberimiz Muhammed (aleyhis-selâm), 571 yılında, Nisan ayının 20’sine rastlayan, 12 Rebiul-evvel Pazartesi gecesi, sabâha karşı Mekke-i Mükerreme’de dünyâya gelmiştir.
Aynı Davaya Omuz Verenler: Öğretmenler Arası Diyalog ve İş Arkadaşlığının Önemi
02 Eylül 2025, 12:30
Eğitim; sadece ders anlatmakla sınırlı olmayan, kalplere dokunmayı, karakter inşa etmeyi ve geleceğe iz bırakmayı hedefleyen kutlu bir yolculuktur. Bu yolculuğun en önemli taşıyıcıları da öğretmenlerdir. Ancak unutulmamalıdır ki, aynı çatı altında çalışan öğretmenlerin birbirine olan yaklaşımı, saygısı ve iş birliği; bir okulun havasını ya diriltir ya da zayıflatır.
Eğitimle Yeniden İnşa Edilen Kimlik: Dil, Tarih ve Kültürün Kesişiminde Modern Türkiye Perspektifi
01 Eylül 2025, 03:38
Modern dünyada kimlik, salt bireysel bir aidiyet meselesi olmaktan öte, tarihsel, kültürel ve toplumsal süreçlerin birlikte şekillendirdiği dinamik bir olgudur. Bu bağlamda eğitim, kimlik inşa sürecinin en güçlü araçlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle dil, tarih ve kültürel aktarım unsurları, eğitim kurumlarının hem içerik hem de işlev düzeyinde kimlik üretiminde merkezi bir rol üstlenir. Kısaca ifade etmek gerekirse dil, bireyin toplumsal hafızaya ve ortak yaşam deneyimine katılımını mümkün kılan bir araç olarak işlev görürken; tarih, geçmişin anlamlandırılması üzerinden kolektif aidiyet duygusunun temellerini atar; kültürel aktarım ise değerler, davranış biçimleri ve semboller aracılığıyla kuşaklar arası sürekliliği sağlar. Dolayısıyla bu üç unsurun kesişimi, eğitimi kimliğin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde yeniden üretildiği stratejik bir alan haline getirir. Mevzuyu biraz daha geniş bir yelpazeden ele alacak olursak şu değerlendirmelerle katkı sağlayabiliriz. Şöyle ki:
Açlığın Adı Gazze, Sessizliğin Adı Dünya
31 Ağustos 2025, 09:12
Dünya büyük bir sahne; her şey yerli yerinde. Oyuncular rollerini biliyor: Bazıları gözyaşı döküyor, bazıları gözlerini kapatıyor. Bazıları bombaların altında susuyor, bazıları ise bu sessizliğe alkış tutuyor. Açlık mı dediniz? O zaten menüde, özellikle Filistin usulü… Yanında bir tutam çaresizlik, üstüne serpilmiş ilgisizlik.
Yeni Eğitim Yılına Girerken Vicdani Eğitim İhtiyacı
30 Ağustos 2025, 08:50
Eylül ayı geldiğinde evlerimizde, okullarımızda bambaşka bir heyecan vardır. Çocuklar yeni çantalarını sırtlanır, defterlerin kokusunu içlerine çeker, okullar, sınıflar neşeli gülüşmelere sahne olur. Ancak aynı günlerde Gazze başta olmak üzere dünyanın pek çok yerindeki çocukların uyandığı manzara bambaşkadır. Ne yeni defterleri, ne umutla dolu sınıfları vardır. Onların kulaklarında okul zili pek olmamıştır veya savaş bilgelerindeki gibi bombaların uğultusu yankılanır. Bir tarafta bilgiye açılan kapılar, diğer tarafta yıkıntılar altında kaybolan hayaller… İşte bu çelişki, biz eğitimcilerin vicdanını derinden sarsmalı ve eğitimdeki esas görevlerimizin ne olması konusunu yeniden hatırlatmalıdır.
Okullarda Silgisiz Eğitim Mümkün Mü?
29 Ağustos 2025, 09:06
Yeni eğitim-öğretim yılı hazırlıklarının yapıldığı şu günlerde bu yazıda Türkiye’deki geleneksel eğitim uygulamalarından biri olan silgi kullanımı pedagojik ve psikolojik açılardan eleştirisel bir biçimde değerlendirilmiştir. Silginin, öğrencinin yaptığı hataları gizlemesine neden olarak öğrenme sürecini olumsuz etkilediği ve özgüven gelişimini engellediği savunulmaktadır. Bu bağlamda, hata yapma kültürünü benimseyen dünya eğitim modellerinden örnekler sunularak, alternatif pedagojik yaklaşımlar önerilmiştir.
Kimlik Buhranı
27 Ağustos 2025, 05:53
Güzel ülkemin ahvalini anlattığını düşündüğüm güzel bir fıkra vardır. “Karganın biri ormanda gezinirken rengarenk kanatlarını açmış, tüylerini yaymış, şatafatlı bir halde göğsünü gere gere yürüyen bir tavus kuşu görmüş. Onun alımlı çalımlı yürüyüşü bizim karganın pek bir hoşuna gitmiş. Hemen onun yürüyüşünü taklide girişmiş. Epey çabalamış, hayli zorlamış; lakin onun gibi yürümeye imkan yok. Karga kan ter içinde kalmış. Azıcık soluklanayım derken yanından seke seke geçen bir saka kuşu gözüne çarpmış. Tavus kuşunun yürüyüşünü beceremeyen karga, sakanın sekişinin cazibesine kapılıvermiş. Onu beceremedim, bana uymadı; bari şu sakanın yürüyüşü gibi yürüyeyim demiş kendince. Başlamış saka kuşunu taklit etmeye. Lakin ne mümkün onun gibi yürümek... Karga, kendini heder etmiş, ama yine de becerememiş öyle yürümeyi. Artık iyice yorulan karga, “Aman, boşver! Onu, bunu taklit epeyce yordu. Beceremedim de zaten! En iyisi mi ben yine kendim olayım, kendim gibi yürüyeyim.” demiş. Başlamış yürümeye, fakat heyhat! Ne mümkün!.. Biçare kargacık kendi yürüyüşünü de unutuvermiş ve ortaya garip bir yürüyüş çıkıvermiş.”
